"unsettled" in Turkish
Definition
Durgun olmayan, tamamlanmamış veya çözülmemiş durumları veya hisleri belirtir; hava, duygular ya da problemler için kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Duygu, durum veya hava için yaygın kullanılır. 'unsettled account' ifadesi ödenmemiş hesap demektir. Ciddi huzursuzluktan daha hafif.
Examples
Her mind felt unsettled before the big exam.
Büyük sınavdan önce zihni oldukça **huzursuzdu**.
The weather has been unsettled all week.
Tüm hafta boyunca hava **kararsızdı**.
The bill is still unsettled at the restaurant.
Restorandaki fatura hâlâ **çözümlenmemiş** durumda.
He seemed really unsettled after the phone call.
Telefon görüşmesinden sonra gerçekten **huzursuz** görünüyordu.
Things will stay unsettled until a decision is made.
Bir karar alınana kadar işler **kararsız** kalacak.
I feel a bit unsettled moving to a new city.
Yeni bir şehre taşınmak bana biraz **huzursuzluk** hissettiriyor.