"unbridled" in Turkish
Definition
Duygu veya isteklerin hiçbir şekilde kontrol edilmeden güçlü bir şekilde ortaya çıkması.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi veya resmi bağlamlarda 'coşku', 'sevinç', 'öfke' gibi kelimelerle beraber kullanılır. Nesneler için uygun değildir.
Examples
She has unbridled enthusiasm for learning new things.
Yeni şeyler öğrenmeye karşı **dizginsiz** bir coşkusu var.
He spoke with unbridled joy at the party.
Partide **dizginsiz** bir sevinçle konuştu.
The children ran outside with unbridled excitement.
Çocuklar dışarıya **dizginsiz** bir heyecanla koştu.
Her unbridled passion made her an inspiring leader.
Onun **dizginsiz** tutkusu, onu ilham veren bir lider yaptı.
They cheered with unbridled energy when their team won.
Takımları kazanınca **dizginsiz** bir enerjiyle tezahürat ettiler.
Social media can sometimes fuel unbridled anger during debates.
Sosyal medya, tartışmalar sırasında bazen **dizginsiz** öfkeyi körükleyebilir.