Type any word!

"ultimatum" in Turkish

ültimatom

Definition

Ültimatom, kabul edilmezse ciddi sonuçlar doğuracak son talep veya nihai şarttır.

Usage Notes (Turkish)

Resmi ve ciddi ortamlarda, özellikle siyaset veya iş dünyasında sıkça kullanılır. 'Ültimatom vermek' yaygın bir ifadedir ve ciddi sonuçlar içerir.

Examples

He gave her an ultimatum: move in with him or end the relationship.

Ona bir **ültimatom** verdi: ya birlikte yaşayacaksın ya da ilişki bitecek.

The company sent an ultimatum to workers: return to work or be fired.

Şirket, çalışanlara **ültimatom** gönderdi: işe dönün yoksa işten çıkarılacaksınız.

The government issued an ultimatum to the rebels.

Hükümet isyancılara **ültimatom** verdi.

If you don't clean your room, that's your mom's ultimatum: no TV for a week!

Eğer odanı temizlemezsen, annenin **ültimatomu** bu: bir hafta televizyon yok!

After months of negotiations, the union finally delivered an ultimatum to management.

Aylarca süren görüşmelerin ardından sendika, yönetime en sonunda **ültimatom** verdi.

It felt harsh, but he thought an ultimatum was the only way to make her listen.

Kaba gelse de, ona dinletmenin tek yolu **ültimatom** vermek olduğunu düşündü.