"trot" in Turkish
Definition
Yürümekten hızlı ama koşmaktan yavaş bir şekilde ilerlemek. Genellikle atlar için kullanılır, bazen insanlar veya hayvanlar için de esprili bir biçimde kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'tırıs gitmek' genelde atlar için kullanılır. İnsanlar ya da diğer hayvanlar için esprili bir yaklaşımda kullanılabilir; 'at a trot' = 'tırıs hızında', 'break into a trot' = 'tırısa geçmek'.
Examples
The horse began to trot around the field.
At, tarlada **tırıs gitmeye** başladı.
She likes to trot along the beach in the morning.
O sabahları sahilde **tırıs giderek** yürümeyi seviyor.
The children trot to school when they are late.
Çocuklar geç kaldıklarında okula **tırıs giderler**.
He broke into a trot when he saw the bus arriving.
Otobüsü gördüğünde **tırısa geçti**.
My dog always trots beside me when I go jogging.
Köpeğim, ben koşuya çıktığımda hep yanımda **tırıs gider**.
She managed to finish the race in a steady trot.
Yarışı sabit bir **tırısta** bitirmeyi başardı.