"trinkets" in Turkish
Definition
Çok değerli olmayan, genellikle hatıra ya da hediye olarak alınan küçük süs eşyaları veya takılardır.
Usage Notes (Turkish)
Resmiyeti az; maddi değeri düşük ama manevi değeri olabilen eşyalardır. Pahalı takılar için uygun değildir.
Examples
She keeps her trinkets in a small wooden box.
Küçük ahşap bir kutuda **biblo**larını saklıyor.
Tourists bought many trinkets at the market.
Turistler, pazarda birçok **biblo** aldı.
The box was full of old trinkets and photos.
Kutu eski **biblo**lar ve fotoğraflarla doluydu.
She loves picking up little trinkets wherever she travels.
Seyahat ettiği her yerde küçük **biblo** toplamayı seviyor.
All those trinkets on her shelf remind her of good times.
Rafındaki tüm o **biblo**lar ona güzel anılar hatırlatıyor.
You don’t need to spend a lot; simple trinkets make nice gifts.
Çok harcamana gerek yok; basit **biblo**lar güzel hediye olur.