"territory" in Turkish
Definition
Bir ülke, grup, hay canlının sahip olduğu, kontrol ettiği ya da ilişkilendirildiği toprak veya alan. Ayrıca belirli bir uzmanlık ya da faaliyet alanı anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Sıklıkla siyasi coğrafya ('ulusal toprak'), hayvan davranışı ('bölgesini işaretlemek') ve mecazi ('o benim alanım değil') anlamlarında kullanılır. Geniş anlamda sayılamaz ama belirli bölgeler için sayılabilir. 'Alan'dan farklı olarak sınır, kontrol ve sahiplik vurgular.
Examples
The island is part of French territory.
Ada, Fransız **toprakları**nın bir parçasıdır.
The dog barked when another dog entered its territory.
Bir köpek, başka bir köpek kendi **bölgesine** girince havladı.
This map shows the country's territory.
Bu harita ülkenin **topraklarını** gösteriyor.
Once we started talking about tax law, we were definitely in your territory.
Vergi hukuku konuşmaya başladığımızda kesinlikle senin **alanın**daydık.
Careful—that topic is sensitive territory for her.
Dikkatli ol—o konu onun için hassas bir **alan**.
If they lower prices in our best market, that's moving into our territory.
En iyi pazarımızda fiyat düşürürlerse, bizim **alanımıza** girmiş olurlar.