"sweeten" in Turkish
Definition
Bir yiyecek ya da içeceği şeker veya tatlandırıcıyla tatlı yapmak ya da bir teklifi veya durumu daha cazip hale getirmek.
Usage Notes (Turkish)
Hem yiyecek, içecekler için hem de ‘sweeten the deal’ ifadesinde olduğu gibi teklifleri cazipleştirmek için kullanılır.
Examples
He tried to sweeten her mood with a small gift.
Küçük bir hediye ile onun modunu **yükseltmeye** çalıştı.
You should sweeten the tea with a little honey.
Çayı biraz bal ile **tatlandırmalısın**.
Can you sweeten my coffee, please?
Kahvemi biraz **tatlandırır** mısın, lütfen?
Add some sugar to sweeten the lemonade.
Limonatayı **tatlandırmak** için biraz şeker ekle.
They tried to sweeten the deal by offering free delivery.
Ücretsiz teslimat sunarak anlaşmayı **cazip hale getirmeye** çalıştılar.
If you want me to stay, you’ll have to sweeten the offer.
Eğer kalmamı istiyorsan, teklifi **daha cazip hale getirmelisin**.