"sweeping" in Turkish
Definition
Bir şeyin çok geniş alanı kapsaması, çok kapsamlı olması veya yerleri süpürme eylemi anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
'Geniş kapsamlı' değişiklikler veya manzaralar ('sweeping reforms', 'sweeping view') için kullanılır; aynı zamanda yerleri süpürmek için de kullanılır.
Examples
She is sweeping the kitchen floor.
O mutfak zeminini **süpürüyor**.
The government announced sweeping changes in education.
Hükümet, eğitimde **geniş kapsamlı** değişiklikler açıkladı.
There was a sweeping view of the valley from the hill.
Tepeden vadinin **geniş kapsamlı** manzarası vardı.
Their boss made a sweeping statement about everyone's performance.
Patronları tüm çalışanların performansı hakkında **geniş kapsamlı** bir açıklama yaptı.
I spent the whole morning sweeping up leaves in the yard.
Bütün sabahı bahçede yaprakları **süpürerek** geçirdim.
Her new law had sweeping effects across the entire city.
Onun yeni yasası tüm şehirde **geniş kapsamlı** etkiler yarattı.