"swaying" in Turkish
Definition
Rüzgarla ya da hafif bir itmeyle yana doğru yavaşça, yumuşakça hareket etmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle hafif, ritmik, yana doğru hareketler için kullanılır; örn: 'swaying trees', 'swaying to the music'. Ani ya da şiddetli sallanmalar için kullanılmaz.
Examples
The tall grass was swaying in the breeze.
Uzun otlar esintide **salınıyor**.
She watched the chandelier swaying gently above the table.
Masanın üzerinde avize nazikçe **salınıyor** diye izledi.
The children were swaying on the swings at the park.
Çocuklar parkta salıncaklarda **salınıyorlardı**.
He stood with the crowd, swaying to the music at the concert.
O, kalabalıkla birlikte konserde müziğe **salınıyor**du.
The old bridge was swaying in the strong wind, but it didn’t break.
Eski köprü güçlü rüzgarda **salınıyordu**, ama yıkılmadı.
Palm trees were swaying back and forth as the sun set over the beach.
Gün batarken palmiye ağaçları sahilde ileri geri **salınıyordu**.