"stubborn" in Turkish
Definition
İnatçı kişi, başkaları onu ikna etmeye çalışsa bile fikrini veya kararını değiştirmez. Genellikle olumsuz çağrışımlar yapar, fakat bazı durumlarda azimli olma anlamına da gelebilir.
Usage Notes (Turkish)
İnatçı çoğunlukla insanlar için kullanılır, fakat 'inatçı leke' ya da 'inatçı problem' gibi nesne veya sorunlar için de uygundur. 'Determined'dan daha olumsuzdur.
Examples
My little brother is very stubborn.
Küçük erkek kardeşim çok **inatçı**.
She is too stubborn to say sorry.
O, özür dilemek için fazla **inatçı**.
This is a stubborn stain on my shirt.
Bu, gömleğimdeki **inatçı** bir lekedir.
He's so stubborn that once he makes up his mind, that's it.
O kadar **inatçı**, bir kere karar verdiyse iş biter.
I know I'm being stubborn, but I still think I'm right.
**İnatçı** olduğumu biliyorum ama hâlâ haklı olduğumu düşünüyorum.
We had a stubborn problem with the printer all morning.
Sabah boyunca yazıcıda **inatçı** bir sorun yaşadık.