"stub" in Turkish
Definition
Bir şey kullanıldıktan sonra geriye kalan küçük parça; genellikle bilet fişi, maaş bordrosu veya kısa kalmış nesneleri ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle isim olarak kullanılır: 'bilet fişi', 'maaş bordrosu', 'kısalmış kalem'. 'Stump' ile karıştırmayın (daha büyük ya da ağaç kökü anlamında).
Examples
Please keep your stub for the concert.
Lütfen konser için **fiş parçası**nı saklayın.
He wrote his number on a stub of paper.
Numarasını kağıdın bir **kısa kalan parçası**na yazdı.
The candle burned down to a small stub.
Mum küçük bir **kısa parça**ya kadar yandı.
I lost my ticket but found the stub in my pocket.
Biletimi kaybettim ama cebimde **fiş parçası**nı buldum.
My pencil is just a stub now, time for a new one.
Kalemim artık sadece bir **kısa parça**, yenisini alma zamanı.
Don’t throw away your pay stub until you check your salary.
Maaş **fiş parçası**nı kontrol etmeden atmayın.