"stout" in Turkish
Definition
Birinin ya da bir şeyin güçlü ve kalın yapıda olduğunu, bazen de kısa ve iri olduğunu anlatır. Ayrıca koyu ve güçlü bir bira türünü ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
İnsanlar için kullanıldığında biraz eski moda ve 'şişman'dan daha kibar bir ifadedir. 'Stout rope' gibi nesneler için güçlü ve dayanıklı anlamındadır. Bira için koyu ve güçlü olanı anlatır. 'Stout-hearted' (cesur) ile karıştırmayın.
Examples
The old man was short and stout.
Yaşlı adam kısaydı ve oldukça **sağlamdı**.
She wore a stout coat in the winter.
Kışın **sağlam** bir palto giydi.
He likes to drink stout with dinner.
Yemekte **stout** içmeyi sever.
That box is pretty stout—it can hold a lot of weight.
O kutu oldukça **sağlam**—çok ağırlık taşıyabilir.
After hiking all day, a cold stout sounded perfect.
Bütün gün yürüyüşten sonra soğuk bir **stout** mükemmel geliyordu.
He’s a stout defender on the team—nobody gets past him.
Takımda **sağlam** bir defans oyuncusu—kimse onu geçemiyor.