"squatting" in Turkish
Definition
Dizleri büküp yere yakın oturmak ya da bir yeri izinsiz veya yasal hakkı olmadan işgal ederek yaşamak.
Usage Notes (Turkish)
Hem fiziksel pozisyon ('squatting down'), hem de izinsiz yer işgali ('squatting in a house') anlamında kullanılır. Spor alanında 'squat' hareketini de ifade eder.
Examples
People were squatting around the campfire for warmth.
İnsanlar ısınmak için kamp ateşi etrafında **çömeliyordu**.
He is squatting to tie his shoes.
O, ayakkabısının bağını bağlamak için **çömeliyor**.
Some families were squatting in empty buildings during the winter.
Bazı aileler kış aylarında boş binalarda **izinsiz olarak kalıyordu**.
You’ll see people squatting at street corners in Asia, just chatting or eating.
Asya’da, sokak köşelerinde sadece sohbet eden ya da yemek yiyen **çömelmiş** insanları göreceksin.
After six months of squatting, the group was finally asked to leave the building.
Altı ay **izinsiz işgalden** sonra, grup nihayet binayı terk etmesi için uyarıldı.
My knees start to hurt if I stay squatting for too long.
Uzun süre **çömelirsem** dizlerim ağrımaya başlıyor.