"spontaneous" in Turkish
Definition
Spontane bir şey, plan yapılmadan, kendiliğinden ve doğal olarak gelişir. İnsanları ya da beklenmedik şekilde yapılan işleri tanımlamak için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Birinin plan yapmadan hareket etmesi veya olayların kendiliğinden gelişmesi için kullanılır. Olumlu ortamlar için uygundur; beklenmedik olumsuzluklarda tercih edilmez.
Examples
Her spontaneous laughter made everyone smile.
Onun **spontane** kahkahası herkesi gülümsetti.
We took a spontaneous trip to the beach.
Biz **spontane** bir şekilde sahile gittik.
His answer was spontaneous and honest.
Onun cevabı **spontane** ve dürüsttü.
She’s always so spontaneous—you never know what she’ll do next.
O her zaman çok **spontane**—ne yapacağı belli olmuyor.
The party became fun when things got spontaneous and people started dancing.
Parti işler **spontane** hale gelip insanlar dans etmeye başlayınca eğlenceli oldu.
Sometimes the best ideas are spontaneous—they just pop into your head.
Bazen en iyi fikirler **spontane** gelir—birden aklına düşer.