"soulless" in Turkish
Definition
Hiçbir duygu, sıcaklık veya yaşam enerjisi göstermeyen kişi ya da şey. Genellikle cansız veya mekanik görünen şeyler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz bir anlam taşır, 'soulless building' gibi insaniyetten veya yaratıcılıktan uzak yapıları anlatmak için kullanılır. Duygusuzluk ve boşluk vurgulanır.
Examples
The office looked cold and soulless.
Ofis soğuk ve **ruhsuz** görünüyordu.
She thought the city's new buildings were soulless.
Şehirdeki yeni binaların **ruhsuz** olduğunu düşündü.
Some people find factory-made art soulless.
Bazı insanlar fabrikada yapılan sanat eserlerini **ruhsuz** bulur.
This restaurant feels so soulless, even when it's full.
Bu restoran, dolu olduğunda bile çok **ruhsuz** hissediliyor.
His apology sounded completely soulless.
Onun özrü tamamen **ruhsuz** geldi.
That online meeting was so soulless—just robots reading slides.
O çevrimiçi toplantı çok **ruhsuz** geçti—sadece robotlar slayt okudu.