"soul" in Turkish
Definition
Bir insanın bedenden bağımsız, öldükten sonra da var olduğuna inanılan manevi kısmı; aynı zamanda bir şeyin özü veya duygusal anlamı da olabilir.
Usage Notes (Turkish)
Ruhani/tinsel konularda daha resmi veya şiirsel; 'the soul of the city' derken bir yerin karakteri/ruhu anlatılır; 'soul music' özel bir müzik türüdür.
Examples
Many people believe the soul lives forever.
Birçok insan **ruhun** sonsuza dek yaşadığına inanır.
He poured his soul into the painting.
Tabloya bütün **ruhunu** kattı.
The city has a unique soul.
Şehrin kendine özgü bir **ruhu** var.
You could see the pain in her soul after the accident.
Kaza sonrasında **ruhunda** acı açıkça görülüyordu.
That song really touches my soul.
Bu şarkı gerçekten benim **ruhuma** dokunuyor.
There wasn't a soul in sight on the street last night.
Dün gece sokakta tek bir **ruh** yoktu.