"smuggling" in Turkish
Definition
Malların veya insanların gizlice ve yasa dışı olarak bir yerden ya da ülkeden başka bir yere taşınması.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle yasal, haber veya polis bağlamında kullanılır. Hem mal hem insan için geçerlidir ('insan kaçakçılığı'). 'Trafficking' (insan ticareti) ile karıştırılmamalı.
Examples
The police arrested him for smuggling rare animals.
Polis onu nadir hayvan **kaçakçılığı** yaptığı için tutukladı.
There are strict laws against smuggling in this country.
Bu ülkede **kaçakçılık**a karşı sıkı yasalar var.
Smuggling drugs is a serious crime.
Uyuşturucu **kaçakçılığı** ciddi bir suçtur.
He was caught smuggling cigarettes across the border late at night.
Gece geç saatlerde sınırdan sigara **kaçakçılığı** yaparken yakalandı.
Customs officers stopped a smuggling ring at the airport.
Gümrük görevlileri havaalanında bir **kaçakçılık** çetesini durdurdu.
Stories about smuggling always make the news around here.
**Kaçakçılık** hikayeleri burada her zaman haberlere konu olur.