Type any word!

"scourge" in Turkish

belafelaket

Definition

Birçok insana uzun süre zarar veya sıkıntı veren ciddi bir sorun ya da felakettir; örneğin hastalık, savaş veya yoksulluk gibi. Tarihte ceza aracı olarak kullanılan kamçı anlamına da gelir.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok haber, makale veya akademik yazılarda kullanılır; günlük konuşmalarda nadiren geçer. 'Savaşın belası', 'yoksulluğun felaketi' gibi örneklerde kullanılır.

Examples

Malaria was once a scourge in many tropical countries.

Bir zamanlar sıtma, birçok tropikal ülkede büyük bir **bela** idi.

Unemployment is a scourge of modern society.

İşsizlik, modern toplumun en büyük **belasıdır**.

The scourge caused suffering for thousands of people.

Bu **felaket** binlerce insanın acı çekmesine neden oldu.

Addiction has become a real scourge in this community.

Bağımlılık bu toplumda gerçek bir **bela** haline geldi.

For centuries, the plague was the greatest scourge Europe faced.

Yüzyıllar boyunca veba, Avrupa'nın en büyük **belası** idi.

Social media, some say, is both a blessing and a scourge these days.

Bazılarına göre, sosyal medya bugünlerde hem nimet hem de bir **bela**.