"rumbling" in Turkish
Definition
Derin, sürekli, uzaklardan gelen bir ses gibi (ör. gök gürültüsü). Ayrıca bir grupta huzursuzluk veya memnuniyetsizliğin ilk işaretleri anlamına da gelebilir.
Usage Notes (Turkish)
‘‘Rumblings’’ çoğul olarak ‘rumblings of dissent’ gibi ifadelerde huzursuzluğun ilk işaretlerini anlatır. ‘‘Rumbling stomach’’ ise açlıktan dolayı mide guruldamasıdır.
Examples
We could hear the rumbling of thunder in the distance.
Uzaktan gök gürültüsünün **gümbürtüsü**nü duyabiliyorduk.
My stomach was rumbling because I skipped lunch.
Öğle yemeğini atladığım için midem **gümbürdedi**.
The rumbling sound of the train woke me up.
Trenin **gümbürtülü** sesi beni uyandırdı.
There were rumblings of discontent among the staff long before the strike.
Grevden çok önce çalışanlar arasında **huzursuzluk belirtisi** vardı.
The volcano had been rumbling for weeks before it finally erupted.
Volkan patlamadan önce haftalarca **gümbürdedi**.
A low rumbling shook the ground as the earthquake began.
Deprem başladığında, yere düşük bir **gümbürtü** yayıldı.