"rove" in Turkish
Definition
Belirli bir plan veya hedef olmadan yer yer dolaşmak veya gezinmek.
Usage Notes (Turkish)
'Dolaşmak' veya 'gezinmek' kelimeleri burada amaçsız ve plan olmadan hareketi ifade eder; şiirsel ya da macera anlatımlarında sıkça kullanılır.
Examples
The dog likes to rove around the neighborhood.
Köpek mahallede **dolaşmayı** sever.
Travelers used to rove the deserts in search of water.
Seyyahlar eskiden su aramak için çöllerde **dolaşırlardı**.
He likes to rove through forests on weekends.
O, hafta sonları ormanlarda **dolaşmayı** sever.
My mind tends to rove when I’m bored in meetings.
Toplantıda canım sıkılınca zihnim **dolaşmaya** başlıyor.
Some people rove the world with just a backpack and no plan.
Bazı insanlar sadece bir sırt çantasıyla ve plansız bir şekilde dünyayı **dolaşır**.
He spent years roving from town to town, never settling down.
O, yıllarca şehir şehir **gezinip** hiç yerleşmedi.