"rightful" in Turkish
Definition
Birinin yasal veya ahlaki açıdan hak ettiği veya sahip olması gereken bir şeyi tanımlar.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle yasal veya resmi bağlamlarda kullanılır; 'rightful owner' gibi tamlamalarda sık görülür. Kişisel görüşler için kullanılmaz.
Examples
She is the rightful heir to the throne.
O, tahtın **haklı** varisidir.
Please return the wallet to its rightful owner.
Cüzdanı **haklı** sahibine lütfen iade edin.
He fought for his rightful place in the team.
Takımda **haklı** yerini almak için mücadele etti.
After years in court, she finally got her rightful share of the inheritance.
Yıllarca mahkemede geçirdikten sonra nihayet mirastaki **haklı** payını aldı.
Let's make sure the prize goes to its rightful winner.
Ödülün **haklı** kazanana gittiğinden emin olalım.
Even though he lost the documents, he was still the rightful owner of the land.
Belgeleri kaybetmiş olsa da, hâlâ arsaların **haklı** sahibi oydu.