"riddled" in Turkish
Definition
Bir şeyin tamamen olumsuz şeylerle veya deliklerle dolu olması. Hem fiziksel delikler hem de hata, sorun gibi olumsuzluklarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'riddled with' kalıbıyla ve olumsuz şeylerle kullanılır. Olumlu durumlarda kullanılmaz. Hem somut hem soyut olumsuzluklar için geçerlidir.
Examples
The wall was riddled with holes.
Duvar tamamen **delik deşik** olmuştu.
His story was riddled with mistakes.
Onun hikayesi tamamen **hatalarla doluydu**.
The report was riddled with problems.
Rapor **sorunlarla doluydu**.
His explanation was so riddled with contradictions I couldn’t trust it.
Açıklaması o kadar **çelişkilerle doluydu** ki ona güvenemedim.
The old car is riddled with rust and barely runs anymore.
Eski araba **tamamen paslanmış** ve neredeyse çalışmıyor.
That entire organization is riddled with corruption.
O tüm kurum **yolsuzluklarla dolu**.