"regional" in Turkish
Definition
Belirli bir bölge, ilçe veya alanla ilgili olan; tüm ülke veya dünya geneliyle ilgili olmayan.
Usage Notes (Turkish)
Resmî ve nötr ortamlarda (haber, rapor vb.) sıkça geçer ve genellikle isimden önce gelir: 'regional government', 'regional cuisine'. 'local' (daha küçük alan), 'national' (tüm ülke) ile karıştırılmamalı.
Examples
She attended a regional meeting last week.
Geçen hafta bir **bölgesel** toplantıya katıldı.
This dish is a regional specialty.
Bu yemek bir **bölgesel** lezzettir.
There are regional differences in language.
Dilde **bölgesel** farklılıklar vardır.
He's famous for bringing regional flavors to international cuisine.
Uluslararası mutfağa **bölgesel** tatlar kattığı için ünlüdür.
The festival celebrates regional traditions and music.
Festival, **bölgesel** gelenekleri ve müziği kutluyor.
Our company just opened a regional office in the north.
Şirketimiz kuzeyde yeni bir **bölgesel** ofis açtı.