"reconcile" in Turkish
Definition
İki kişi arasında dostluğu yeniden sağlamak veya iki fikir, inanç ya da durumu birbirine uygun hale getirmek.
Usage Notes (Turkish)
Resmî bir kelimedir; hukukî, finansal ya da ilişkisel durumlarda kullanılır. 'reconcile accounts' ifadesi hesapları uzlaştırmak anlamına gelir. Hem fikir hem insan ilişkisi için uygun.
Examples
They finally reconciled after years of fighting.
Yıllarca süren kavgadan sonra nihayet **uzlaştılar**.
It is hard to reconcile these two ideas.
Bu iki fikri **uzlaştırmak** zor.
You must reconcile the bank statement with your records.
Banka ekstresiyle kayıtlarınızı **uzlaştırmanız** gerekir.
It took a while, but she managed to reconcile with her brother.
Biraz zaman aldı ama kardeşiyle **barışmayı** başardı.
How can anyone reconcile such different opinions?
Böylesine farklı görüşleri biri nasıl **uzlaştırabilir**?
The accountant worked late to reconcile the numbers before the deadline.
Muhasebeci, son tarihten önce sayıları **uzlaştırmak** için geç saate kadar çalıştı.