"recluse" in Turkish
Definition
Toplumdan uzak, tek başına yaşamayı seçen ve insanlarla temastan kaçınan kişidir.
Usage Notes (Turkish)
‘Münzevi’ daha resmi ve kasıtlı olarak diğer insanlardan uzaklaşanlar içindir; ‘hermit’ dini bağlamda da kullanılabilir.
Examples
The old man was a recluse who rarely left his house.
Yaşlı adam tam bir **münzevi**ydi ve evinden nadiren çıkardı.
She lived as a recluse in the mountains for many years.
O yıllarca dağlarda bir **münzevi** gibi yaşadı.
People hardly saw the famous author because he was a recluse.
İnsanlar ünlü yazarı pek görmezdi çünkü o bir **münzevi**ydi.
After his wife passed away, he became a real recluse.
Eşi öldükten sonra, tam anlamıyla bir **münzevi** oldu.
Jenny isn’t a recluse, she just enjoys quiet time alone.
Jenny bir **münzevi** değil, sadece yalnız zaman geçirmeyi seviyor.
Being a recluse can be peaceful, but it’s not for everyone.
**Münzevi** olmak huzurlu olabilir, ama herkes için uygun değildir.