"pursue" in Turkish
Definition
Birini veya bir şeyi yakalamak için takip etmek ya da hedef, kariyer gibi bir şeyi başarmaya veya sürdürmeye çalışmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi ya da nötr durumlarda kullanılır: 'kariyerin peşinden gitmek', 'hukuki işlem başlatmak'. Fiziksel takip için daha resmîdir. 'Hayallerinin peşinden git' doğaldır, 'mutluluğun peşinden gitmek' günlük konuşmada nadirdir.
Examples
The police pursued the car down the street.
Polis arabayı sokakta **kovaladı**.
She wants to pursue a career in medicine.
O tıp alanında **kariyer yapmayı** **sürdürmek** istiyor.
He decided to pursue his goal step by step.
Hedefine adım adım **ulaşmayı sürdürmeye** karar verdi.
If you really want it, you should pursue it.
Gerçekten istiyorsan, **peşinden gitmelisin**.
She left her office job to pursue music full-time.
Ofis işini bırakıp müziği tam zamanlı olarak **sürdürmek** için ayrıldı.
They plan to pursue legal action if the company refuses to pay.
Şirket ödeme yapmazsa **hukuki işlem başlatmayı** planlıyorlar.