Type any word!

"provoke" in Turkish

kışkırtmakprovoke etmek

Definition

Birine güçlü bir duygu, özellikle öfke hissettirmek veya bir tepki ortaya çıkararak bir olay meydana getirmek.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmi veya yazılı dilde kullanılır. Yaygın kalıplar: 'provoke anger', 'provoke a response', 'provoke a conflict'. Genellikle olumsuz sonuçlar veya kasıtlı eylemlerle ilişkilidir. 'evoke' ile karıştırmayın; bu hafifçe bir duyguyu ya da anıyı hatırlatmak anlamında kullanılır.

Examples

Be careful not to provoke the dog.

Köpeği **kışkırtmamaya** dikkat et.

The loud noise provoked a strong reaction from the audience.

Yüksek ses, seyirciden güçlü bir tepki **provok etti**.

Sometimes, small actions can provoke big changes.

Bazen küçük eylemler büyük değişiklikleri **tetikleyebilir**.

He said it just to provoke a reaction from me.

Bunu sadece benden bir tepki **provok etmek** için söyledi.

Online trolls often provoke people just to see them get angry.

Çevrim içi troller insanların sinirlenmesini görmek için sıkça onları **kışkırtır**.

The politician's speech was clearly meant to provoke controversy.

Siyasetçinin konuşması açıkça tartışma **provok etmek** için yapılmıştı.