"prey" بـTurkish
التعريف
Başka bir hayvan tarafından avlanan ve yenilen hayvan veya kolayca zarar görebilen veya kandırılabilen kişi.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Hem biyolojik hem de mecazi anlamda ('easy prey' = kolay hedef) kullanılır. 'fall prey to', zarar görmek ya da kandırılmak anlamındadır. Karşıtı: 'yırtıcı'.
أمثلة
The lion chased its prey across the grasslands.
Aslan, **av**ını otlaklarda kovaladı.
Eagles can spot their prey from far away.
Kartallar **av**larını uzaktan görebilir.
Small animals are often prey for larger ones.
Küçük hayvanlar genellikle daha büyüklerinin **av**ı olur.
She fell prey to a scam online.
O, çevrimiçi bir dolandırıcılığın **kurbanı** oldu.
It's sad to see how quickly people can become prey for dishonest companies.
İnsanların ne kadar çabuk sahte şirketlerin **kurbanı** olabildiğini görmek üzücü.
Predators rely on stealth to catch their prey.
Yırtıcılar, **av**larını yakalamak için gizliliğe güvenir.