"presumptuous" in Turkish
Definition
Birinin izni olmadan bir şey yapmaya hakkı varmış gibi davranan veya fazla kendine güvenen, kaba bir şekilde davranan kişi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz anlamda kullanılır. Sosyal veya kişisel sınırları aşan davranışları tanımlar. 'Kendine güvenen' ve 'kibirli' ile karıştırmayın.
Examples
It's presumptuous to assume you are invited.
Davetli olduğunu varsaymak **kibirli** bir davranış.
Don't be presumptuous and take things without asking.
Bir şeyleri sormadan almak **kendini bilmezlik** olur.
Her presumptuous question surprised everyone.
Onun **kibirli** sorusu herkesi şaşırttı.
I hope I'm not being presumptuous, but may I offer some advice?
**Kendimi bilmez** olmak istemem ama bir tavsiye verebilir miyim?
It sounds a bit presumptuous to claim you know everything.
Her şeyi bildiğini iddia etmek biraz **kibirli** geliyor.
Was it presumptuous of me to text her so soon?
Bu kadar çabuk mesaj atmam **kibirli** miydi?