"prejudices" in Turkish
Definition
Bir kişi veya grup hakkında yeterli bilgi olmadan oluşan, genellikle olumsuz ve adil olmayan yargılar. Çoğunlukla kalıp yargılara veya varsayımlara dayanır.
Usage Notes (Turkish)
Akademik ve toplumsal konularda sıkça kullanılır, özellikle 'ırksal önyargılar', 'cinsiyet önyargıları' gibi ifadelerle. 'Bias' (yanlılık) ile karıştırmayın; 'önyargı' daha açık ve olumsuz yargıyı ifade eder.
Examples
People still have many prejudices against immigrants.
İnsanlar hâlâ göçmenlere karşı birçok **önyargı**ya sahip.
We must challenge our own prejudices.
Kendi **önyargılarımızı** sorgulamalıyız.
She tried to overcome her prejudices about other cultures.
Başka kültürler hakkındaki **önyargılarını** aşmaya çalıştı.
Getting to know people from different backgrounds helped break down my prejudices.
Farklı geçmişlere sahip kişilerle tanışmak, benim **önyargılarımı** kırmama yardımcı oldu.
Her prejudices made it hard for her to accept new ideas.
Onun **önyargıları** yeni fikirleri kabul etmesini zorlaştırdı.
It's important to recognize when prejudices affect your decisions, even unconsciously.
**Önyargıların** kararlarını etkilediğini, hatta fark etmeden bile olsa, fark etmek önemlidir.