"pillage" in Turkish
Definition
Özellikle savaş veya kargaşa sırasında, şiddet kullanarak malları çalmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle tarihsel veya resmî bağlamda, savaşta veya isyanda yapılan büyük çaplı yağmalamayı anlatır; küçük hırsızlıklar için kullanılmaz.
Examples
The soldiers began to pillage the small village.
Askerler küçük köyü **yağmalamaya** başladı.
During the war, towns were often pillaged by invading armies.
Savaş sırasında kasabalar, işgalci ordular tarafından sıkça **yağmalandı**.
It is wrong to pillage the homes of innocent people.
Masum insanların evlerini **yağmalamak** yanlıştır.
After the riot, shops were pillaged and left in ruins.
İsyandan sonra dükkanlar **yağmalandı** ve harabeye döndü.
He faced charges for trying to pillage historic artifacts during the chaos.
Kaos sırasında tarihi eserleri **yağmalamaya** çalıştığı için suçlandı.
They didn’t just steal—they completely pillaged the place and took everything valuable.
Sadece hırsızlık yapmadılar—mekânı tamamen **yağmaladılar** ve değerli olan her şeyi aldılar.