"passionate" en Turkish
Definición
Birine ya da bir şeye karşı çok kuvvetli hisler, coşku veya sevgi göstermek. Derin bir romantik duygu ya da güçlü bir kişisel ilgi ve bağlılık anlamına da gelir.
Notas de Uso (Turkish)
Genellikle 'about' veya 'for' ile birlikte kullanılır: 'passionate about music'. 'Interested'dan daha güçlü ve duygusaldır. Bireysel tanıtımlarda, iş görüşmelerinde veya önemli konularda sıkça tercih edilir.
Ejemplos
She is passionate about art.
Sanata karşı **tutkulu**.
He gave a passionate speech to the class.
Sınıfa **tutkulu** bir konuşma yaptı.
They are passionate about helping animals.
Hayvanlara yardım etmek konusunda **tutkulular**.
You can tell she's passionate about her work the moment she starts talking.
Konuşmaya başladığı anda işine ne kadar **tutkulu** olduğu anlaşılıyor.
I'm passionate about this project, so I want to get it right.
Bu projeye karşı **tutkuluyum**, bu yüzden doğru yapmak istiyorum.
He's passionate, but sometimes he needs to listen more and react less.
O **tutkulu**, ama bazen daha çok dinlemeli ve daha az tepki vermeli.