"obligated" 的Turkish翻译
释义
Bir kural, yasa veya ahlaki sorumluluktan dolayı bir şeyi yapmak mecburiyetinde olma halidir. Genellikle isteyerek değil, zorunluluktan kaynaklanır.
用法说明(Turkish)
Amerikan İngilizcesinde daha yaygındır; Britanya İngilizcesinde genellikle 'obliged' tercih edilir. 'Feel obligated' genellikle istekten ziyade mecburiyet hissetmek anlamındadır. 'Legally obligated' (hukuken), 'morally obligated' (ahlaken) gibi kullanılır. 'No one is obligated to...' ise bir şeyin zorunlu olmadığını belirtir.
例句
I feel obligated to help because they helped me first.
Onlar bana önce yardım ettiği için kendimi yardım etmekte **zorunlu** hissediyorum.
You are not obligated to answer that question.
O soruya cevap vermek **zorunda** değilsin.
Employers are legally obligated to provide a safe workplace.
İşverenler yasal olarak güvenli bir işyeri sağlamakla **yükümlüdür**.
She felt obligated to attend the wedding, even though she barely knew the couple.
Çifti pek tanımamasına rağmen düğüne katılmakta **zorunlu** hissetti.
Don't feel obligated to stay late just because everyone else does.
Sırf herkes geç kalıyor diye geç kalmak **zorunda** hissetme.
Under the contract, both parties are obligated to give 30 days' notice before termination.
Sözleşmeye göre, her iki taraf da fesihten önce 30 gün önceden bildirmekle **yükümlüdür**.