"nurture" in Turkish
Definition
Birini veya bir şeyi özenle destekleyip gelişmesine yardımcı olmak; özellikle çocuklar, fikirler veya yetenekler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya düşünceli anlatımlarda kullanılır. İnsanlar, fikirler, ilişkiler veya yeteneklerle ilgili olur. 'nature' (doğuştanlık) ile karıştırmayın.
Examples
Parents try to nurture their children's dreams.
Ebeveynler çocuklarının hayallerini **beslemeye** çalışır.
Teachers nurture a love of learning in their students.
Öğretmenler öğrencilerinde öğrenme sevgisini **geliştirir**.
It takes time and care to nurture a plant.
Bir bitkiyi **yetiştirmek** zaman ve bakım ister.
If you nurture your talent, you'll go far.
Yeteneklerini **geliştirirsen**, çok ilerlersin.
Communities grow stronger when people nurture trust.
İnsanlar güveni **beslediğinde**, topluluklar daha güçlü olur.
She worked hard to nurture her business from a small idea into success.
Küçük bir fikri **geliştirerek** işini başarıya ulaştırdı.