"maneuver" in Turkish
Definition
Beceri ve özen gerektiren bir hareket veya eylem; genellikle bir şeyi önlemek ya da bir hedefe ulaşmak için yapılan fiziksel hareket ya da stratejik plan anlamında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok araç kullanırken, askeri veya siyasi stratejilerde kullanılır. Günlük basit hareketler için uygun değildir. 'driving maneuver' veya 'political maneuver' ifadelerinde olduğu gibi kullanılır.
Examples
He made a quick maneuver to avoid hitting the dog.
Köpeğe çarpmamak için hızlı bir **manevra** yaptı.
That parking maneuver is difficult for beginners.
O park **manevrası** yeni başlayanlar için zordur.
The general planned a clever maneuver to win the battle.
General savaşı kazanmak için akıllıca bir **hamle** planladı.
That was a smooth maneuver—I barely even noticed you turning.
Bu çok düzgün bir **manevra**ydı—dönüşünü neredeyse hiç fark etmedim.
Every political maneuver was watched closely by the reporters.
Her siyasi **hamle** gazeteciler tarafından yakından takip edildi.
It took some careful maneuvering to get the couch through the door.
Kanepeyi kapıdan geçirmek için dikkatli bir **manevra** gerekiyordu.