"lure" in Turkish
Definition
Birini, özellikle yapmaması gereken bir şeyi yapması için cazip hale getirmek; ayrıca balıkçılıkta hayvanları çekmek için kullanılan nesne (yem).
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz anlamda, birini istemediği veya yanlış bir şeye çekmek için kullanılır. 'lure into' — birini kandırmak, 'the lure of' — bir şeyin cazibesi ifadesinde geçer. Balıkçılıkta 'yem' olarak da kullanılır.
Examples
Fishermen use a lure to catch fish.
Balıkçılar, balık yakalamak için **yem** kullanır.
The promise of easy money can lure people into danger.
Kolay para vaadi insanları tehlikeye **cezbedebilir**.
She tried to lure the cat with some food.
O, biraz yemekle kediyi **cezbetmeye** çalıştı.
Don't let flashy ads lure you into buying things you don't need.
Gösterişli reklamların seni gereksiz şeyler almaya **cezbetmesine** izin verme.
The lure of adventure was too strong for him to resist.
Macera'nın **çekiciliği** onun için fazlasıyla güçlüydü.
He tried to lure customers away from his competitor with special offers.
O, rakibinden müşterileri **cezbetmek** için özel teklifler sundu.