"liven" in Turkish
Definition
Bir şeyi daha canlı, enerjik veya ilginç hale getirmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'liven up' şeklinde kullanılır. 'Partiyi canlandırmak', 'odaya canlılık katmak' gibi deyimlerle sıkça karşılaşılır. Resmi olmayan ortamlarda yaygındır.
Examples
We put on music to liven the party.
Partiyi **canlandırmak** için müzik açtık.
Bright colors can liven a dull room.
Canlı renkler sıkıcı bir odayı **canlandırabilir**.
Jokes always liven the mood at dinner.
Şakalar, akşam yemeklerinde ortamı her zaman **canlandırır**.
Let’s liven things up with some games.
Biraz oyunla ortamı **canlandıralım**.
Coffee in the morning really livens me up.
Sabah kahvesi beni gerçekten **canlandırıyor**.
Her stories always liven up long car rides.
Onun hikayeleri uzun araba yolculuklarını her zaman **canlandırır**.