"liberate" in Turkish
Definition
Birini veya bir şeyi onu kısıtlayan durum, yer veya duygudan kurtarıp özgürleştirmek. Genellikle insanları, ülkeleri veya düşünceleri özgürleştirmek için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Tarihi, politik veya duygusal bağlamlarda daha yaygındır. 'Bir ülkeyi özgürleştirmek', 'bir toplumu serbest bırakmak', 'zihnini özgürleştirmek' gibi kullanılır, sıradan durumlarda kullanılmaz.
Examples
The soldiers helped to liberate the city.
Askerler, şehri **özgürleştirmeye** yardım etti.
We must liberate the animals from the cages.
Hayvanları kafeslerden **özgürleştirmemiz** gerekiyor.
She tried to liberate herself from fear.
Kendini korkudan **özgürleştirmeye** çalıştı.
The revolution finally liberated the country after years of struggle.
Devrim, yıllar süren mücadeleden sonra nihayet ülkeyi **özgürleştirdi**.
Reading new books can liberate your imagination.
Yeni kitaplar okumak hayal gücünü **özgürleştirebilir**.
He wants to liberate his mind from old habits.
O, zihnini eski alışkanlıklardan **özgürleştirmek** istiyor.