"judo" in Turkish
Definition
Rakibin güç yerine teknik ve beceriyle alt edildiği, atış ve tutuşlara odaklanan Japon dövüş sanatı ve sporudur.
Usage Notes (Turkish)
‘Judo’ hem spor hem de dövüş sanatı için kullanılır ve olimpiyatlarda yer alır. Judo yapan kişiye ‘judoka’ denir. ‘Judo’ olarak okunur.
Examples
My brother practices judo after school.
Kardeşim okuldan sonra **judo** yapıyor.
Judo is a popular Olympic sport.
**Judo** popüler bir olimpiyat sporudur.
She learned self-defense through judo lessons.
O, **judo** dersleriyle öz savunmayı öğrendi.
I started judo to get fitter and make new friends.
Daha fit olmak ve yeni arkadaşlar edinmek için **judo**ya başladım.
You don’t have to be strong to be good at judo—it’s all about technique.
**Judo**'da iyi olmak için güçlü olman gerekmiyor—tamamen teknikle ilgili.
Have you ever watched a judo match live? It’s so intense!
Hiç canlı bir **judo** maçı izledin mi? Çok heyecan verici!