"jingling" in Turkish
Definition
Anahtarlık, bozuk para veya küçük zil gibi metal eşyaların çıkardığı hafif, çınlayan ses. Genellikle neşeli ya da şenlikli bir his uyandırır.
Usage Notes (Turkish)
Güçlü ya da sert metal sesleri için kullanılmaz. En çok 'jingling keys', 'jingling bells' gibi küçük metal eşyalar ve eğlenceli, neşeli bir ortam için uygun olur.
Examples
I heard the jingling of keys in her pocket.
Cebindeki anahtarların **şıngırdamasını** duydum.
The coins were jingling in my purse.
Çantamda bozuk paralar **tıngırdıyordu**.
She liked the jingling sound of her bracelets.
Bileziklerinin **şıngırtısını** seviyordu.
I could tell someone was coming by the jingling behind the door.
Kapının arkasındaki **şıngırtıdan** birinin geldiğini anladım.
The children's laughter mixed with the jingling of bicycle bells.
Çocukların kahkahası bisiklet zillerinin **şıngırtısına** karıştı.
Even after Christmas, I still have the jingling tune from that ad stuck in my head.
Noel’den sonra bile, hâlâ o reklamın **şıngırdayan** melodisi aklımda kaldı.