"intubate" in Turkish
Definition
Bir kişinin hava yoluna (genellikle soluk borusuna) nefes almasına yardımcı olması için bir tüp yerleştirmek; genellikle ameliyatlarda veya acil durumlarda yapılır.
Usage Notes (Turkish)
Neredeyse sadece tıbbi ortamlarda, doktorlar veya sağlık çalışanları tarafından kullanılır. Yaygın tamlama: 'hastayı entübe etmek'. Zıt anlamlısı: 'extübe etmek'.
Examples
The doctor had to intubate the patient during surgery.
Doktor ameliyat sırasında hastayı **entübe etmek** zorunda kaldı.
Paramedics may intubate someone if they stop breathing.
Paramedikler, biri nefes almayı bırakırsa onu **entübe edebilir**.
Some babies born very early need to be intubated.
Çok erken doğan bazı bebeklerin **entübe edilmesi** gerekir.
If a patient's airway is blocked, we have to intubate as quickly as possible.
Eğer hastanın hava yolu tıkalıysa, mümkün olduğunca hızlı şekilde **entübe etmemiz** gerekir.
She was nervous, but the team helped her successfully intubate her first patient.
O heyecanlıydı ama ekip, ilk hastasını başarıyla **entübe etmesine** yardımcı oldu.
It took two attempts to intubate because the airway was hard to see.
Hava yolu zor göründüğü için **entübe etmek** için iki kez denemek gerekti.