"instantaneous" in Turkish
Definition
Hiçbir gecikme olmadan, bir anda gerçekleşen ya da yapılan bir şey.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok teknik ve resmî bağlamlarda 'anında tepki' veya 'ani değişim' için kullanılır; sıradan hızlı şeyler için tercih edilmez.
Examples
The reaction was instantaneous when the chemicals mixed.
Kimyasallar karışınca reaksiyon **anında** oldu.
The app gives instantaneous results.
Uygulama **anında** sonuçlar veriyor.
There was an instantaneous change in temperature.
Sıcaklıkta **ani** bir değişiklik oldu.
His reply was almost instantaneous—he must have been waiting for my message.
Onun cevabı neredeyse **anında**ydı—herhalde mesajımı bekliyordu.
We noticed an instantaneous drop in noise as soon as the door closed.
Kapı kapanınca gürültüde **ani** bir düşüş fark ettik.
With fiber internet, downloads can be almost instantaneous these days.
Fiber internet ile artık indirmeler neredeyse **anında** yapılabiliyor.