"innate" in Turkish
Definition
Kişinin doğuştan sahip olduğu, sonradan öğrenilmemiş veya kazanılmamış özellik ya da yetenek.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve akademik ortamlarda, doğuştan gelen yetenek veya özellikler için kullanılır. 'innate ability', 'innate talent' gibi ifadelerde geçer. Nesneler için kullanılmaz.
Examples
She has an innate talent for music.
Onun müziğe karşı **doğuştan** yeteneği var.
Children have an innate curiosity about the world.
Çocuklarda dünyaya karşı **doğuştan** bir merak vardır.
The bird's ability to sing is innate.
Kuşun ötme yeteneği **doğuştan** gelir.
He's got this innate sense of direction, so he never gets lost.
Onun **doğuştan** bir yön duygusu var, bu yüzden asla kaybolmaz.
Some people have innate confidence in public speaking—they just own the room.
Bazı insanlarda topluluk önünde konuşurken **doğuştan** bir özgüven vardır—salona hemen hükmederler.
Her kindness just seems innate—she doesn’t even try, it’s just who she is.
Onun nezaketi adeta **doğuştan** geliyor—çaba bile göstermiyor, sadece böyle biri.