"inherent" in Turkish
Definition
Bir şeyin doğal ve vazgeçilmez bir parçası olup, dışarıdan gelmeyen özelliktir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle akademik veya resmi bağlamlarda kullanılır. 'inherent risk', 'inherent quality' gibi kalıplarda geçer. Bir şeyin ayrılmaz, değişmeyen, eklenmemiş kısmını vurgular.
Examples
There is an inherent risk in every adventure.
Her macerada **doğasında olan** bir risk vardır.
This method has inherent limitations.
Bu yöntemin **özünde bulunan** sınırlamaları var.
Kindness is inherent in his nature.
Naziklik onun doğasında **içsel** olarak bulunur.
Some problems are inherent to the system and can't be avoided.
Bazı sorunlar sisteme **özünde bulunan** ve kaçınılmazdır.
Differences of opinion are inherent in any group of people.
Fikir ayrılıkları her insan grubunda **doğasında olan** bir durumdur.
He believes that creativity is inherent, not just learned.
O, yaratıcılığın sadece öğrenilmediğini; **özünde bulunan** bir özellik olduğunu düşünüyor.