"infectious" in Turkish
Definition
Bir şey bulaşıcı ise bir kişiden veya hayvandan başkasına kolayca geçebilir, özellikle hastalıklar için kullanılır. Güçlü duyguların veya enerjinin kolayca yayılmasını da anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla hastalıklar için kullanılır ama 'infectious laughter' gibi pozitif duygular için de geçerlidir. Duygular için kullanıldığında olumlu, hastalıklarda olumsuz anlam taşır. 'Contagious' genellikle duygular için kullanılmaz.
Examples
The flu is highly infectious.
Grip oldukça **bulaşıcı**dır.
Chickenpox is an infectious disease.
Su çiçeği **bulaşıcı** bir hastalıktır.
Be careful; that cough could be infectious.
Dikkatli ol; bu öksürük **bulaşıcı** olabilir.
Her infectious laugh made everyone smile.
Onun **bulaşıcı** kahkahası herkesin gülümsemesine neden oldu.
His infectious enthusiasm inspired the whole team.
Onun **bulaşıcı** heyecanı tüm takıma ilham verdi.
There's something infectious about positive energy.
Pozitif enerjide **bulaşıcı** bir şey var.