"incriminating" in Turkish
Definition
Birinin suçlu olduğunu gösteren veya düşündüren şey. Çoğunlukla yasal veya polis bağlamında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok yasal veya polisle ilgili durumlarda kullanılır. 'incriminating evidence' ifadesi, birini şüpheli duruma düşürecek veya suçlayacak kanıt anlamına gelir. Resmî bir ifadedir.
Examples
The police found incriminating documents in his office.
Polis ofisinde **suçlayıcı** belgeler buldu.
She deleted the incriminating photos from her phone.
Telefonundan **suçlayıcı** fotoğrafları sildi.
There was no incriminating evidence against him.
Ona karşı hiçbir **suçlayıcı** delil yoktu.
He tried to act calm, but the incriminating fingerprints gave him away.
Sakin olmaya çalıştı ama **suçlayıcı** parmak izleri onu ele verdi.
Leaving your name on that list could be incriminating.
O listede adını bırakmak **suçlayıcı** olabilir.
That's pretty incriminating—you might want to explain yourself.
Bu oldukça **suçlayıcı**—açıklama yapmalısın.