"inconclusive" in Turkish
Definition
Bir şeyin net veya kesin bir sonuca ulaşmadığı durumlarda kullanılır. Daha çok test, kanıt veya analizlerde geçerli olur.
Usage Notes (Turkish)
Akademik, bilimsel ve hukuki ortamlarda; 'inconclusive results', 'inconclusive evidence' gibi kalıplarda kullanılabilir. Duygular veya kişisel görüşler için tipik olarak kullanılmaz.
Examples
The test results were inconclusive.
Test sonuçları **sonuçsuz** çıktı.
Their evidence was inconclusive.
Onların kanıtları **kesin değildi**.
The meeting ended with an inconclusive discussion.
Toplantı **sonuçsuz** bir tartışmayla sona erdi.
After hours of debate, the results were still inconclusive.
Saatlerce tartışmadan sonra bile sonuçlar hâlâ **kesin değildi**.
The doctor's tests came back inconclusive, so more exams are needed.
Doktorun testleri **sonuçsuz** çıktı, bu yüzden daha fazla inceleme gerekiyor.
We hoped for a clear answer, but the findings were totally inconclusive.
Açık bir cevap ummuştuk ama bulgular tamamen **sonuçsuz** çıktı.