"incarcerated" in Turkish
Definition
Bir suç nedeniyle resmî olarak hapiste tutulan veya bir yerde özgürlüğü kısıtlanmış olan kişi.
Usage Notes (Turkish)
Hukuk veya cezaevi bağlamında, resmî tutukluluk ya da hapiste olma anlamında kullanılır. Mecazen pek kullanılmaz.
Examples
He was incarcerated for ten years.
O, on yıl boyunca **hapsedilmişti**.
Many incarcerated people hope for a second chance.
Birçok **hapsedilmiş** kişi ikinci bir şans umuyor.
She was wrongly incarcerated.
O, yanlışlıkla **hapsedilmişti**.
He spent most of his youth incarcerated, but turned his life around.
Hayatının büyük kısmını **hapsedilmiş** olarak geçirdi ama hayatını değiştirdi.
After being incarcerated, he struggled to adjust to normal life again.
**Hapsedildikten** sonra, yeniden normal hayata alışmakta zorlandı.
Thousands remain incarcerated while awaiting trial.
Binlerce kişi yargılanmayı beklerken hâlâ **hapsedilmiş** durumda.