"imminent" in Turkish
Definition
Bir şey yakınsa, çok yakında olacak demektir, genellikle kötü veya önemli olaylar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'Imminent' daha çok resmi dilde, olaylar için kullanılır ('imminent danger', 'imminent arrival'). Devam edenler için değil; 'eminent' (ünlü) ile karıştırmayın.
Examples
There is imminent danger from the storm.
Fırtına nedeniyle **yakın** bir tehlike var.
The patient's collapse is imminent if she is not treated.
Tedavi edilmezse hastanın bayılması **yakın**.
The company warned of an imminent announcement.
Şirket **yakında** bir duyuruda bulunacağı hakkında uyardı.
With those dark clouds, rain seems imminent.
Bu kara bulutlarla yağmurun **eli kulağında** gibi görünüyor.
Rumors about his resignation are imminent, according to the press.
Basına göre, istifa ettiğiyle ilgili söylentiler **eli kulağında**mış.
Don't worry—despite what everyone says, disaster isn't imminent.
Endişelenme—herkes öyle dese de felaket **yakın** değil.