"hone" in Turkish
Definition
Bir şeyi daha keskin veya yetkin hale getirmek, özellikle yetenek ve beceriler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ya da yarı-resmi durumlarda ve 'skills', 'abilities', 'talents' gibi ifadelerle kullanılır. Fiziksel olarak bir şeyi bilemek için genellikle 'bilemek' kullanılır.
Examples
He wants to hone his guitar skills.
Gitar becerilerini **geliştirmek** istiyor.
The chef uses a stone to hone his knives.
Şef bıçaklarını **bilemek** için bir taş kullanır.
It's important to hone your communication.
İletişimini **geliştirmek** önemlidir.
She spent years honing her craft before becoming famous.
Ünlü olmadan önce yıllarca sanatını **geliştirdi**.
I need time to hone my presentation before the meeting.
Toplantıdan önce sunumumu **geliştirmek** için zamana ihtiyacım var.
That experience really honed my leadership abilities.
O deneyim, liderlik yeteneklerimi gerçekten **geliştirdi**.